Bazen de o haber, sadece bir olay değildir; bir toplumun aynasıdır.
Adana’da yaşanan bu olay tam olarak böyle.
“Prenses cilt bakımı”… İsmi bile ne kadar masum, ne kadar cezbedici değil mi?
İnsana kendini iyi hissettirecek, aynaya baktığında mutlu edecek bir dokunuş gibi geliyor. Ama işte tam da burada durup düşünmek gerekiyor: Gerçekten buna değer mi?
40 yaşında, 4 çocuk annesi bir kadın… Güzelleşmek istiyor. Belki biraz kendine zaman ayırmak, belki aynaya baktığında “iyi ki yaptırmışım” demek… Bunun için 7 bin lira ödüyor. Sonuç? Yüzünde 2. derece yanık.
Bu noktada mesele artık sadece bir “güzellik uygulaması” değil.
Bu, doğrudan sağlık ve güvenlik meselesi.
Kadının anlattıkları daha da çarpıcı.
İlk iki seansta hafif yanmalar oluyor. Yani aslında bir şeylerin yanlış gittiğine dair sinyaller var. Ama çoğumuz gibi o da “olabilir” diyerek devam ediyor. Çünkü artık bir kere başlamışsınız… Çünkü ödediğiniz para var… Çünkü “herkes yaptırıyor”.
İşte en tehlikeli düşünce bu:
“Herkes yapıyorsa doğrudur.”
Oysa değil.
Daha da acı olan ne biliyor musunuz?
Kadının 2 yaşındaki çocuğu annesini görünce “öcü” diyerek kaçıyor.
Bir annenin yaşayabileceği en ağır duygulardan biri bu.
Yüzündeki yanıklar sadece fiziksel değil… O an yaşananlar, o çocuğun korkusu, annenin çaresizliği… Bunlar kolay kolay geçmez.
Bir de işin diğer tarafı var:
İddialara göre işlemi yapan kişi uzman değil. Lazer yapan personel, cilt bakımı da yapıyor. Yani ehil olmayan ellerde yapılan uygulamalar…
Bu noktada sormak gerekiyor:
Güzellik merkezleri gerçekten ne kadar denetleniyor?
Kim, neyi yapmaya yetkili?
Biz, kendimizi kime emanet ediyoruz?
Çünkü mesele sadece bir kadının yaşadığı mağduriyet değil.
Bu, hepimizin başına gelebilecek bir durum.
Bugün “prenses cilt bakımı”, yarın başka bir işlem…
Ama sonuç aynı: bilinçsiz tercihler, yetersiz denetim, geri dönüşü zor hasarlar.
Ve bir başka gerçek:
Güzellik, sağlığın önüne geçtiği an… kaybetmeye başlıyoruz.
Kimse kusursuz olmak zorunda değil.
Kimse daha güzel görünmek için sağlığını riske atmak zorunda değil.
Ama ne yazık ki günümüzde “mükemmel görünme baskısı”, insanları böyle risklere sürüklüyor. Sosyal medya filtreleri, kusursuz cilt algısı, sürekli “daha iyi olmalıyım” hissi…
Belki de artık şunu sormalıyız:
Gerçekten neyin peşindeyiz?
Bir annenin çocuğunun gözünde “öcü”ye dönüşmesine sebep olacak kadar ileri gitmek…
Buna değer mi?
Cevap aslında çok net.
Değmez.