Güvenin Kırıldığı Yerde İlişki Ayakta Kalır mı?
Güven Neden Bu Kadar Önemli?
Güven, ilişkilerin sessiz sözleşmesidir. Kimse bir kâğıda imza atmaz ama iki insan arasındaki tüm alışveriş, verilen sözler, paylaşılan sırlar bu görünmez anlaşmanın üzerine inşa edilir. Sevgi duygusu bile güvenin üzerine oturur. Çünkü güven yoksa sevgi korkuya, saygı şüpheye, sadakat de kuşkuya dönüşür.
Güven Probleminin Kaynağı
İnsanlar güveni kaybettiklerinde genellikle “bana yalan söyledi”, “sözünde durmadı”, “beni yarı yolda bıraktı” derler. Ancak çoğu zaman mesele sadece tek bir yanlış davranış değildir. Güven probleminin derininde; geçmişten taşınan kırgınlıklar, kişisel güvensizlikler, hayal kırıklıkları ve en önemlisi iletişim eksikliği vardır.
Bir başka önemli nokta ise güveni kaybeden kadar, güvenemeyen kişinin de kendisiyle yüzleşmesi gerektiğidir. Çünkü bazen geçmiş travmalar yeni ilişkilerin üzerine gölge düşürür.
Güven Kaybının Sonuçları
Güvenin olmadığı ilişkilerde sürekli bir tetikte olma hali vardır. Kişi, partnerinin telefonuna bakar, arkadaşının sözüne şüpheyle yaklaşır, iş ortamında ekip arkadaşını sorgular. Bu durum hem yoran hem de tüketen bir döngüye dönüşür. Psikolojide buna “hiper-vigilans” denir; yani sürekli teyakkuz hali. İnsanı hem ruhsal hem bedensel olarak tüketir.
Peki Güven Tekrar İnşa Edilebilir mi?
Zor ama imkânsız değil. Öncelikle iki tarafın da çaba göstermesi gerekir. Sadece “affettim” demekle güven geri gelmez. Şeffaflık, sabır ve istikrarlı davranış şarttır. Güveni yeniden kazanmak isteyen kişi, uzun süre aynı çizgide dürüst kalmalı, şüpheye yer bırakmamalıdır.
Diğer yandan güvenmek isteyen taraf da, geçmişin izlerini sürekli önüne getirmemeli ve yeni bir sayfa açmaya gönüllü olmalıdır.
Kendi İçimizdeki Güven
Unutulmaması gereken en önemli nokta şu: Başkasına güvenebilmek için önce kendimize güvenmeliyiz. Kendi kararlarına inanmayan, kendi değerini bilmeyen bir insanın karşısındakine güvenmesi çok daha zordur. Kendi iç sesimizi susturduğumuzda, karşımızdakine de sürekli “beni yarı yolda bırakacak mı?” endişesiyle bakarız.
Güven, ilişkilerin kalp atışı gibidir. O ritim bozulduğunda ilişki nefes alamaz hale gelir. Bu yüzden güveni korumak, kırmamaya özen göstermek ve en önemlisi kendi içimizdeki güven duygusunu beslemek hayati öneme sahiptir.
Unutma balım, güvenin olmadığı yerde sevgi de uzun ömürlü olamaz. Sevgi büyür ama güven yoksa bir gün yıkılır.