Ramazan geldi… Sofralar bereketlendi, kalpler yumuşadı, dualar çoğaldı. Ama her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan’ın en çok konuşulan başlıklarından biri yine fitre oldu.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 2026 yılı için fitre miktarını 240 TL olarak açıkladı. Bu rakam, bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı esas alınarak belirlendi. Elbette isteyen daha fazlasını verebilir. Çünkü fitre sadece bir rakam değil, bir sorumluluktur.
Ama gelin bugün meseleyi sadece “ne kadar?” sorusuyla değil, “neden?” ve “nasıl?” sorularıyla konuşalım.
Fitre Bir Rakam Değil, Bir Hatırlatmadır
Halk arasında “fitre” dediğimiz fıtır sadakası, Ramazan’ı tamamlayıp bayrama ulaşmanın şükrüdür. Yani aslında bir teşekkürdür. Neye mi? Sağlığa, imkâna, sofraya, nefese…
Fitre vermek; dinen zengin sayılan, yani temel ihtiyaçlarının dışında nisap miktarı mala sahip olan ve Ramazan’ın sonuna yetişen her Müslüman için vaciptir. Kişi yalnızca kendi fitresinden değil, bakmakla yükümlü olduğu küçük çocuklarının fitresinden de sorumludur.
Burada çok önemli bir incelik var: Fitre verirken kişi bundan doğrudan ya da dolaylı olarak fayda sağlamamalıdır. Yani anne-babaya, çocuğa, toruna, eşe verilemez. Çünkü fitre bir “aile içi transfer” değil, bir dayanışma ibadetidir.
Asıl Soru: Kime Ulaşıyor?
Fitre; yoksul ve ihtiyaç sahibi Müslümanlara verilir. Maddi durumu yetersiz olan akrabalara, kardeşlere, teyzelere, amcalara, dayılara, halalara… Eğer zengin değillerse gelin ve damada, kayınvalide ve kayınpedere bile verilebilir.
Ancak burada vicdani bir muhasebe gerekiyor.
240 TL bugün bir hanenin sofrasına ne kadar katkı sağlar? Bir çocuğun bayramlık heyecanına nasıl dokunur? Bir annenin “yarın ne pişireceğim” kaygısını ne kadar hafifletir?
Fitre, bayram günü ihtiyaç sahibinin temel gıda ihtiyacını karşılamayı amaçlar. Yani mesele sadece “vermek” değil, gerçekten bir ihtiyacı karşılayabilmektir.
Zamanı Geçerse Ne Olur?
Fitrenin vacip olma zamanı Ramazan Bayramı’nın birinci günüdür. Ancak Ramazan ayı içinde verilmesi daha faziletlidir. Bayram namazından önce verilmesi ise müstehaptır.
Bayramdan sonraya bırakılması çoğu görüşe göre mekruhtur. Yani uygun görülmez. Çünkü fitrenin ruhu, ihtiyaç sahibinin bayram sevincine ortak olmasını sağlamaktır. Bayramdan sonra verilen fitre, sevince değil gecikmiş bir borca dönüşür.
Unutmayalım: Vaktinde verilmeyen fitre yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. İlk fırsatta ödenmesi gerekir.
Fitre: Toplumsal Bir Nefes
Bugün ekonomik şartlar ortada. Herkes kendi bütçesini düşünüyor, hesap yapıyor. Ama tam da bu yüzden fitre daha anlamlı hale geliyor.
Çünkü fitre, “Ben tokum, sen aç kalamazsın” demektir.
Fitre, bayram sabahı bir sofrada çorbanın kaynamasıdır. Bir çocuğun cebine konan harçlıktır. Bir annenin gözündeki mahcubiyetin silinmesidir.
Ramazan bize sabrı öğretiyor. Fitre ise paylaşmayı.
240 TL belki bir alışverişte fark edilmeyecek bir tutar olabilir. Ama doğru kapıyı bulduğunda bir evin bayramı olabilir.

YORUMLAR