Fotoğrafçıların “altın saat” dediği büyüleyici an, Delikli Koy’da gün batımında yaşanıyor. Güneş ufka inerken kayalıkların bembeyaz rengi altın sarısına dönüşüyor, turkuaz deniz derin bir maviye bürünüyor. Kayaların gölgesiyle suyun üzerindeki ışık oyunu ise adeta bir tablo gibi hafızalara kazınıyor. Bu anlarda çekilen kareler, sosyal medyada büyük beğeni topluyor.
Sessizliğiyle Öne Çıkan Bir SahilDelikli Koy’un en güzel tarafı, büyük işletmelerden uzak kalmayı başarmış olması. Burada şezlong, şemsiye ya da yüksek fiyatlı beach club’lar yok. Yanına kendi yiyeceğini ve içeceğini alıp geliyorsun, doğanın huzurunu bozmadan vakit geçiriyorsun. Bu yönüyle koy, kalabalıklardan ve ticari sahillerin gürültüsünden sıkılanların kaçış noktası hâline geliyor.
Delikli Koy’u keşfettikten sonra çevresindeki duraklara da uğramamak olmaz. Alaçatı’nın taş sokakları arabayla sadece birkaç dakika uzaklıkta. Ayrıca Ilıca Plajı’nın ünlü bembeyaz kumları da yakında bulunuyor. Akşamüstü deniz keyfinden sonra Alaçatı’nın kafelerinde serin bir mola vermek, günü unutulmaz kılıyor.
Ne Alaçatı’nın kalabalığı ne de Foça’nın bilindik sahilleri… Delikli Koy, doğallığı ve huzuru arayan herkes için bambaşka bir deneyim sunuyor. Bembeyaz kayalığın önünde turkuaz bir perde gibi uzanan bu sahil, özellikle gün batımında hafızalara kazınacak bir sahne yaratıyor. Sessizlik, masrafsızlık ve büyüleyici manzaralarıyla Delikli Koy, İzmir’in en özel köşelerinden biri olarak keşfedilmeyi bekliyor.
Havva ERTÜRK