Ege’nin En Dokunulmamış Köşelerinden Biri
Hanımın Koyu’nu özel kılan en önemli detay, karayolu ulaşımının olmaması. Çevresi tamamen doğal bitki örtüsüyle kaplı olan koy, yıllar boyunca doğallığını korumayı başarmış. Geçmişte çevresindeki kokulu otlar nedeniyle “Kokarot Koyu” olarak anılan bu eşsiz alan, bugün Hanımın Koyu adıyla biliniyor.
Koya ulaşmak için genellikle Bademli Limanı’ndan kalkan küçük tekneler tercih ediliyor. Tekne yolculuğu sırasında Ege’nin serin rüzgarı eşliğinde ilerlerken, kısa sürede bambaşka bir dünyaya adım atıyorsunuz.
Berrak Denizi Göreni Mest Ediyor
Hanımın Koyu’nda ilk dikkat çeken şey, berraklığıyla göz kamaştıran deniz. Gün boyunca rengini kaybetmeyen turkuaz sular, dalgasız ve sakin yapısıyla yüzmek için oldukça elverişli. Kıyıda ise incecik, beyaz ve yumuşacık bir kum tabakası bulunuyor. Ayak bastığınız anda hissedilen o pamuksu doku, sahilde yürümeyi bile ayrı bir keyfe dönüştürüyor.

Macera Arayanların Adresi
Macera tutkunları için koya ulaşmanın farklı bir alternatifi daha bulunuyor. Pissa Plajı’ndan yaklaşık 20 dakikalık bir yüzme rotasıyla Hanımın Koyu’na ulaşılabiliyor. Ancak en güvenli ve konforlu yöntem, Bademli’den kalkan teknelerle yapılan kısa yolculuk… Manzara ise görenleri büyülüyor.
Doğal Kilden Gelen Şifa
Hanımın Koyu’nun sürprizlerinden biri de kıyısındaki doğal kil tabakası. Yöre halkı tarafından uzun yıllardır kullanılan bu kil, deniz suyuyla karıştırılarak cilde uygulanıyor. Kuruduktan sonra temizlenen kilin cildi arındırdığı ve yumuşattığı belirtiliyor. Deniz, güneş ve doğal kil… Burada geçirilen birkaç saat, hem beden hem ruh için yenileyici bir deneyime dönüşüyor.
Eşsiz Bir Doğa Harikası
Hanımın Koyu’nda herhangi bir tesis bulunmuyor. Şezlong sıraları, yüksek sesli müzik ya da kalabalık gruplar yok. Sadece dalga sesleri, rüzgarın hafif esintisi ve zaman zaman duyulan martı çığlıkları… Bu sadelik, koyun en büyük zenginliği.

Sıla SOLAKLAR VERİM
