Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Depremle İlgili En Çok Yanlış Bilinen 7 Konu

Depremle ilgili toplumda doğru sanılan birçok yanlış bilgi, afet anında hayati riskleri artırıyor. Bilimsel gerçeklerle örtüşmeyen bu inanışlar, hazırlık sürecini sekteye uğratırken can ve mal kayıplarının da önünü açıyor.

Depremle ilgili toplumda doğru sanılan birçok yanlış bilgi, afet anında

Deprem, Türkiye’nin değişmeyen gerçeklerinden biri olmasına rağmen, toplumda bu doğa olayıyla ilgili pek çok yanlış bilgi ve kulaktan dolma inanış hâlâ yaygın şekilde kabul görüyor. Yanlış bilinen bu bilgiler, deprem anında ve sonrasında hayati risklerin artmasına neden olurken, hazırlık süreçlerini de sekteye uğratıyor. İşte depremle ilgili en sık yanlış anlaşılan ve doğrusu bilinmesi gereken 7 önemli konu…

  1. “Depremi Önceden Kesin Olarak Bilmek Mümkün” Yanılgısı

Toplumda en yaygın yanlış inanışlardan biri, depremlerin gün ve saat verilerek önceden tahmin edilebileceği düşüncesi. Oysa günümüz bilimsel verileri, depremlerin kesin zamanının ve büyüklüğünün önceden bilinmesini mümkün kılmıyor.

Bazı küçük sarsıntılar, yer hareketleri veya doğadaki değişimler takip edilse de bunlar kesin bir deprem habercisi sayılmıyor. Sosyal medyada yayılan “yarın deprem olacak” türü iddialar ise bilimsel temele dayanmıyor ve gereksiz panik yaratıyor.

  1. “Küçük Depremler Büyük Depremin Enerjisini Boşaltır” İnancı

Halk arasında sıkça dile getirilen bu düşünce, bilimsel olarak doğru kabul edilmiyor. Küçük depremler, büyük bir depremin enerjisini boşaltmak zorunda değil. Aksine bazı durumlarda fay hattındaki gerilimin hâlâ birikmeye devam ettiği biliniyor.

Bu nedenle “küçük depremler oldu, büyük deprem olmaz” yaklaşımı, yanlış bir güven duygusu oluşturabiliyor.

akdenizde deprem wfdd cover - Marmara Bölge Gazetesi

  1. “Deprem Anında Kapı Kirişine Geçilmelidir” Düşüncesi

Geçmişte doğru kabul edilen bu yöntem, günümüz yapı sistemleri için artık önerilmiyor. Eski yapılarda kapı kirişleri taşıyıcı olabilirken, modern binalarda bu durum çoğu zaman geçerli değil.

Uzmanlar, deprem anında çök-kapan-tutun yönteminin uygulanmasını, sağlam bir eşya yanında hayat üçgeni oluşturulmasını ve pencerelerden uzak durulmasını öneriyor.

  1. “Binanın Yeni Olması Güvenli Olduğu Anlamına Gelir” Yanılgısı

Bir binanın yeni yapılmış olması, her zaman depreme dayanıklı olduğu anlamına gelmiyor. Asıl önemli olan;

  • zeminin durumu,
  • kullanılan malzemenin kalitesi,
  • projenin yönetmeliklere uygunluğu ve
  • denetim süreci.

Eksik denetimle yapılan yeni binalar da ciddi risk taşıyabiliyor. Bu nedenle yapı yaşı tek başına güven göstergesi olarak görülmemeli.

  1. “Deprem Sadece Fay Hattı Üzerinde Olur” Yanlış Bilgisi

Depremler çoğunlukla fay hatları üzerinde meydana gelse de, etkileri geniş bir alanı kapsayabilir. Fay hattına uzak bölgelerde de şiddetli sarsıntılar hissedilebilir ve ciddi hasarlar oluşabilir.

Bu nedenle “biz fay hattı üzerinde değiliz” düşüncesiyle tedbirsiz davranmak, büyük bir hata olarak değerlendiriliyor.

deprem - Marmara Bölge Gazetesi

  1. “Deprem Anında Balkona ya da Merdivene Kaçmak Güvenlidir” İnanışı

Deprem sırasında balkonlar, merdiven boşlukları ve asansörler en riskli alanlar arasında yer alıyor. Balkonların çökme riski yüksek olurken, merdivenler sarsıntı sırasında büyük hasar alabiliyor.

Uzmanlar, deprem esnasında bina dışına çıkmaya çalışmanın ciddi yaralanmalara yol açabileceğini, bulunduğun yerde güvenli bir pozisyon almanın daha doğru olduğunu vurguluyor.

  1. “Deprem Çantası Gereksizdir” Düşüncesi

Deprem çantası, çoğu kişi tarafından “abartı” olarak görülse de, olası bir afet sonrası ilk saatlerde hayati önem taşıyor. İçerisinde su, temel gıda, fener, düdük, ilk yardım malzemeleri ve önemli belgelerin bulunması, yardım ekipleri ulaşana kadar büyük avantaj sağlıyor.

Deprem sonrası iletişim ve ulaşımın aksayabileceği göz önüne alındığında, bu hazırlığın ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor.

Yanlış Bilgiler Hayati Riskleri Artırıyor

Depremle ilgili yanlış inanışlar, yalnızca bilgi kirliliği yaratmakla kalmıyor; can ve mal kaybını artıran en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Bilimsel veriler ışığında hareket etmek, doğru bilgiye ulaşmak ve bireysel önlemleri almak, olası afetlerin etkisini azaltmada kritik rol oynuyor.

Ömer Faruk KARATOSUN