Keskin’e göre hipertansiyon tanısı almak bir son değil. Yapılan çalışmalarda hastaların yaklaşık yüzde 44’ünün ilk yıl içinde tamamen normale döndüğü görülüyor. İlk yıl içinde bu grupta yer almayan bireylerde ise yüzde 36 oranında tansiyonun ilerleyen süreçte tamamen düzelebileceği belirtiliyor. Bu da doğru yaşam tarzı ve diyet uygulamalarıyla hastaların yüzde 70-80’inin tansiyonu tamamen kontrol altına alabileceği anlamına geliyor.
Birinci Adım: Kilo Vermek Tansiyonu Düşürüyor
Keskin’in vurguladığı ilk ve en güçlü adım fazla kilolardan kurtulmak. Araştırmalar, verilen her 5 kilonun tansiyonda yaklaşık 5 birimlik düşüş sağladığını gösteriyor. 10 kiloluk kayıpta bu düşüş 8 birime kadar çıkabiliyor.
Erkeklerde 102 cm üzerindeki bel çevresi, kadınlarda ise 88 cm’nin üzeri hipertansiyon için direkt risk faktörü kabul ediliyor. Uzman, hızlı kilo kaybının kas kaybı oluşturacağını, bu nedenle kilo vermenin yavaş ve sürdürülebilir olması gerektiğini belirtiyor.

İkinci Adım: Düzenli Egzersiz Yapmak
Hareketsizlik hipertansiyonun en belirgin nedenlerinden biri. Keskin, tansiyon hastalarının “Egzersiz yaparsam tansiyonum daha da çıkar.” yanılgısına düştüğünü söylüyor. Oysa geçici yükselişler olsa bile düzenli egzersiz, özellikle ağırlık antrenmanları tansiyonu uzun vadede düşürüyor.
Kardiyo egzersizleri de etkili olsa da son çalışmalar, ağırlık çalışmalarının kan basıncını daha güçlü şekilde düzenlediğini ortaya koyuyor.
Üçüncü Adım: Kanıtlanmış Bir Diyet – DASH Protokolü
Keskin, hipertansiyon hastaları için en etkili beslenme modelinin DASH (Hipertansiyonu Durduran Diyet) protokolü olduğunu belirtiyor. Modifiye Akdeniz diyeti olarak tanımlanan bu protokol, kalp-damar sağlığını merkeze alan özel bir beslenme sistemine dayanıyor.
Hasta kilo vermese bile sadece DASH diyetine geçtiğinde tansiyonunun yavaş yavaş düştüğü ifade ediliyor. Ancak kilo kaybı da hedefleniyorsa diyetisyenin bireysel kalori kısıtlaması yapması şart.
Dördüncü Adım: Tuz Tüketimini Azaltmak
Hipertansiyonla ilgili en bilinen ama en yanlış anlaşılan noktalardan biri tuz. “Himalaya veya kaya tuzu zararsızdır” söylemlerinin tamamen yanlış olduğunu belirten Keskin, tuzun formunun değil miktarının önemli olduğunu vurguluyor.
Türk toplumunda günlük ortalama tuz tüketimi 20 grama kadar çıkarken ideal tüketim 4-5 gramla sınırlanmalı. Aşırı tuz alımı hipertansif krizleri tetikliyor.
Beşinci Adım: Sigara Tansiyonu Kontrol Edilmez Hale Getiriyor
Sigara içen tansiyon hastalarında kan basıncının kontrolünün çok zor olduğunu belirten Keskin, ilaç dozlarının artırılmasının ani tansiyon düşüklüklerine yol açabileceğini, azaltıldığında ise krizlerin görülebildiğini ifade ediyor.
Bu nedenle sigaranın tamamen bırakılması tansiyon tedavisinin en kritik adımlarından biri olarak öne çıkıyor.

Altıncı Adım: Düzenli ve Kaliteli Uyku
Keskin’e göre uykusuzluk, tansiyonun en hızlı bozulduğu durumlardan biri. Gece 12’den sonra uyanık kalmanın, tansiyon ilacı ihtiyacını artırdığı ve kan basıncını düzensizleştirdiği belirtiliyor.
Hipertansiyon hastalarının 7-8 saatlik kaliteli uykuyu hedeflemesi öneriliyor. 6 saatin altı ve 9 saatin üzeri uyku ise risk faktörü kabul ediliyor.
Yedinci Adım: Stres Yönetimini Öğrenmek
Kronik stres, hipertansiyonun en güçlü tetikleyicileri arasında. Keskin, “Tansiyonum stresten fırladı” diyen hastaların durumunun bilimsel olarak doğru olduğunu söylüyor.
Stres yönetilemediğinde ilaç dozlarını artırmanın bir çözüm olmadığını, gerektiğinde psikiyatri desteğinin şart olduğunu belirtiyor.
Bu 7 Adım Tansiyonu Tamamen Düzeltebilir
Doç. Dr. Muhammed Keskin, hastaların bu adımlara uyduğunda tansiyon ilaçlarını büyük oranda azaltabildiğini, hatta birçok hastanın tamamen bıraktığını söylüyor. Ancak ilaçların doktor kontrolü dışında kesinlikle kesilmemesi gerektiğini de özellikle vurguluyor.
Sıla Solaklar VERİM
