Bir motorun kontağı çevrildi…
Belki birkaç dakika sonra sıcak bir yemek teslim edilecek, belki bir öğrenci akşam yemeğini bekleyecek, belki de bir aile sipariş verdiği paketin yolunu gözleyecekti. Ama o motor çalışır çalışmaz alev aldı. Bir anda yükselen ateş yalnızca bir motosikleti değil, aslında Türkiye’de binlerce moto kuryenin nasıl şartlarda çalıştığını da gözler önüne serdi.
Elazığ’da yaşanan olay ilk bakışta sıradan bir “araç yangını” gibi görünebilir. Oysa bu olayın içinde görünmeyen çok daha büyük bir gerçek var: Zamana karşı yarışan insanların hayatta kalma mücadelesi…
Moto kuryeler artık şehirlerin görünmeyen kahramanları haline geldi. Yağmurda, sıcakta, buz gibi havada, trafikte ölümle burun buruna çalışıyorlar. İnsanlar siparişleri birkaç dakika geç geldiğinde şikâyet ederken, o paketi getiren kişinin belki de canını ortaya koyduğunu çoğu zaman düşünmüyor.
Bu olayda sevindirici olan tek şey, çevredeki esnafın saniyeler içinde yardıma koşmasıydı. Yangın tüpleriyle, kovalarla, suyla verilen mücadele aslında toplumun hâlâ dayanışma refleksini kaybetmediğini gösterdi. Belki de o hızlı müdahale olmasa bugün çok daha ağır bir tablo konuşuyor olabilirdik.
Ancak burada sorulması gereken başka sorular var.
Bir moto kurye neden bu kadar risk altında çalışıyor?
Araç bakımları düzenli yapılabiliyor mu?
Yoğun çalışma temposunda insanlar motorlarının en temel kontrollerini yaptırmaya zaman bulabiliyor mu?
Daha fazla sipariş, daha fazla hız ve daha fazla kazanç baskısı güvenliği ikinci plana mı itiyor?
Bugün sokaklarda gördüğümüz birçok kurye, aslında ekonomik şartların ortasında ayakta kalmaya çalışan genç insanlar. Çoğu uzun saatler boyunca trafikte kalıyor. Yorgunluk, stres ve zaman baskısı ise kazaları kaçınılmaz hale getiriyor. Şimdi buna bir de teknik ihmaller eklendiğinde ortaya korkutucu görüntüler çıkıyor.
Bir motosikletin alev alması sadece mekanik bir arıza değildir. Bazen ihmallerin, bazen ekonomik zorlukların, bazen de sistemin insanı hız üzerinden değerlendirmesinin sonucudur.
Bu olay bize bir şeyi daha hatırlattı:
Sipariş verdiğimiz ekranda gördüğümüz o küçük motor simgesinin arkasında gerçek insanlar var. Yorulan, korkan, risk alan insanlar…
Belki de artık sadece “sipariş kaç dakikada gelir?” diye değil, “o siparişi getiren insan ne şartlarda çalışıyor?” diye de düşünmenin zamanı geldi.

YORUMLAR