Bir Manevra, Bir Bıçak, İki Yaralı: Bu Öfke Nereye Gidiyor?

Kazadan Daha Büyük Bir Sorunumuz Var Trafikte hata yapılabilir. Bir sürücü yanlış manevra yapabilir, motosikletli kontrolünü kaybedebilir, bir aracın aynası kırılabilir ya da bir iş yerinin camı zarar görebilir. Bunların tamamının hukuki ve maddi karşılığı vardır. Sigorta vardır, tutanak vardır, polis vardır, mahkeme vardır. Fakat öfkenin kontrolünü kaybettiği anda bütün bu mekanizmalar unutuluyor. Kimin haklı, kimin haksız olduğunun birkaç dakika içerisinde bağırarak, yumruklaşarak veya bıçakla belirlenebileceğine inanılan bir noktaya geliyoruz. İşte asıl tehlike burada başlıyor. Bir camın bedeli ödenebilir. Bir motosiklet tamir edilebilir. Bir otomobil servise götürülebilir. Ancak öfkeyle yapılan tek bir hareket, bir insanın hayatını geri dönülmez şekilde değiştirebilir. Güvenlik Kamerası Haklıyı Bulacaktı Olayın en dikkat çekici taraflarından biri de kavganın güvenlik kamerası görüntüleri izlenirken çıkması. Aslında kamera tam da tartışmayı bitirebilecek en önemli delildi. Görüntü izlenecek, kazanın nasıl gerçekleştiği görülecek ve gerekiyorsa polis çağrılacaktı. Kimin kusurlu olduğu da uzmanlar tarafından belirlenecekti. Fakat tarafların birbirini dinlemek yerine öfkesine teslim olması sonucunda trafik kazasının üzerine bir de adli vaka eklendi. Bir kişinin kasık bölgesinden bıçaklandığı, başka bir kişinin de yaralandığı olayda artık konu kırılan dükkân camından çok daha büyük. Şimdi yaralılar var, gözaltına alınan bir şüpheli var ve devam eden bir soruşturma var. Trafikte Birkaç Saniyelik Sabır Hayat Kurtarabilir Son yıllarda trafik tartışmalarının ne kadar kolay şekilde şiddete dönüştüğüne sık sık şahit oluyoruz. Korna yüzünden kavga çıkıyor. Yol verme meselesi yüzünden insanlar araçlarından iniyor. Bir çizik veya küçük bir maddi hasar, dakikalar içerisinde yumrukların ve silahların konuştuğu olaylara dönüşebiliyor. Oysa trafik kazalarının ardından yapılması gerekenler belli. Güvenli bir noktaya geçmek, gerekiyorsa polisi ve sağlık ekiplerini çağırmak, görüntüleri ve delilleri muhafaza etmek ve süreci yetkililere bırakmak. Çünkü trafikte haklı çıkmanın yolu kavga etmekten değil, hukuktan geçiyor. Eskişehir’de yaşanan olayda da belki birkaç dakikalık sakinlik yeterli olacaktı. Kamera görüntüleri izlenecek, tutanak tutulacak ve herkes yoluna devam edecekti. Ama olmadı. Bir trafik manevrasıyla başlayan olay hastanede ve karakolda sona erdi. Belki de hepimizin bu olaydan çıkaracağı en önemli ders şu: Trafikte bazen frene basmak yalnızca aracı durdurmaz. Öfkeye zamanında basılan bir fren de insan hayatını kurtarabilir.