Bir Limon Almak İçin Kredi mi Çekeceğiz?

Bu fiyatlarla limon almak için küçük bir kredi başvurusu yapsak kimse yadırgamaz. “O kadar da değil!” diyenlere, Balıkesir’in pazarlarında bizzat alışverişe çıkan vatandaşın şaşkınlığını gösterelim. Halde 100 liradan çıkan limon, pazarda 150 liraya ulaşıyor, markette ise durum daha da vahim. Kimsenin aklına şu soru gelmiyor: Aradaki 50 lira nereye gidiyor?

Pazarcı diyor ki: “90’a alıyorum, 100’e satıyorum.” Marketçi diyor ki: “Zamlar yüzünden fiyat böyle.” Üretici, “Dalında 30 liraya zor satıyoruz” diyor. E peki kardeşim, bu 120 lirayı kim yiyor? Aracılar mı? Nakliyeciler mi? Depocular mı? Yoksa bu işin içinde görünmeyen bir fiyat oyunbazlığı mı var?

Limon deyip geçmeyin. Bu mesele sadece bir narenciyenin bedelinden ibaret değil. Bu, sistemin bozulmuş çarklarının bir yansıması. Üretici kazanamıyor, esnaf utanıyor, vatandaş öfkeli ama nedense kimse müdahale etmiyor. Gıda denetimleri ne yapıyor? Belediyeler, hal denetimleri, Ticaret Bakanlığı nerede? Herkes kenardan izliyor. Oysa mesele sadece bir limon değil, sofranın itibarı.

Bir ülkede limon bu kadar pahalıysa, insanlar evine bir kilo almakta zorlanıyorsa, bu ekonominin değil vicdanın çöküşüdür. Marketten çıkarken poşetinde üç limon olan vatandaş, arkasından kasiyerin "gözlerin dolmuş" bakışını hissediyorsa, orada artık sadece fiyat değil, güven de eksilmiştir.

Bu düzenin en ekşi meyvesi artık limon değil, halkın boğazındaki düğümdür. Çünkü biz limonu değil, alın terini pazarlarda kaybettik. Soğanın, domatesin ardından limonun da lüks haline geldiği bu dönemde, “artık şaka gibi” demek bile kifayetsiz kalıyor.

Velhasıl, bu yaz meyve sepetinde limon yok. Onun yerine karamsarlık, kırgınlık ve biraz da öfke var. Tadımızı kaçıran limon değil, onu bu hale getiren düzen.