Bir dönem maskelerle yaşadık, kolonyayı cebimizden düşürmedik, tokalaşmayı bile unuttuk. Tam “oh be dünya normale dönüyor” derken şimdi de başka bir virüs haberiyle karşı karşıyayız: Ebola…
Açık konuşayım… İnsan artık korkmaktan yoruldu.
Bir gün Covid, ertesi gün maymun çiçeği, sonra bilinmeyen varyantlar, şimdi yeniden Ebola… Dünya sanki görünmez bir savaşın içinde yaşıyor. Üstelik bu savaşta tank yok, top yok. Düşman gözle görünmüyor. Ama etkisi milyonlarca insanın hayatını altüst etmeye yetiyor.
Ebola denince insanın içi ürperiyor. Çünkü bu sıradan bir grip değil. Yüksek ateş, ağır halsizlik, iç kanamalar, organ yetmezliği… Ölüm oranı bazı salgınlarda yüzde 90’a kadar çıkabiliyor.
Ama mesele sadece Ebola değil.
Asıl mesele şu: İnsanlık teknoloji çağında ama hâlâ küçücük bir virüs karşısında diken üstünde yaşıyor. Uzaya araç gönderiyoruz ama hâlâ salgın korkusuyla haber başlıklarına kilitleniyoruz. Çünkü sağlık dediğimiz şeyin alternatifi yok.
Bir başka gerçek daha var…
Virüsler artık sadece sağlık konusu değil. Psikolojiyi etkiliyor, ekonomiyi etkiliyor, insanların birbirine bakışını bile değiştiriyor. İnsanlar yeniden “Acaba yeni bir salgın mı geliyor?” endişesi yaşamaya başladı.
İşin en yorucu tarafı da şu:
Her yeni virüs haberinde toplum ikiye ayrılıyor.
Bir taraf “abartılıyor” diyor.
Diğer taraf “yine kapanacağız” korkusuna giriyor.
Oysa yapılması gereken şey panik değil, bilinç.
Uzmanlar Ebola’nın hava yoluyla bulaşmadığını özellikle vurguluyor.
Bu önemli bir detay. Yani Covid gibi hızlı yayılan bir yapıdan söz edilmiyor. Türkiye’de de şu ana kadar büyük çaplı doğrulanmış bir Ebola salgını yaşanmadığı belirtiliyor.
Ama artık şunu öğrendik:
Dünya küçüldü.
Bir ülkede başlayan sağlık krizi, birkaç gün içinde tüm dünyanın gündemi olabiliyor.
Bu yüzden insanlar korkuyor.
Çünkü herkes aynı soruyu düşünüyor:
“Bir daha eski günleri yaşar mıyız?”
Umarım yaşamayız.
Ama şu da gerçek…
Virüslerden önce insanların bağışıklığını korku düşürüyor. Sürekli felaket haberi görmek, sürekli ölüm senaryoları dinlemek toplumu tüketiyor.
Belki de artık sadece bedenimizi değil, ruhumuzu da korumamız gerekiyor.
Hijyen önemli.
Tedbir önemli.
Bilim önemli.
Ama umut da önemli.
Çünkü insanlık bugüne kadar nice salgın gördü, yine ayağa kalktı. Bundan sonra da kalkacaktır. Yeter ki korkuyla değil akılla hareket edelim.

YORUMLAR