Denizli’nin Çivril ilçesinde 2016 yılında kaybolan Ayşen Aycan’ın hikayesi, insanlık vicdanına ağır bir darbe indirdi. 21 yaşındaki genç kadın, boşandığı eşi tarafından yıllarca sessizce yok sayıldı, ardından 10 yıl boyunca faili meçhul dosya olarak kaldı. Bu süre zarfında, hayatının ve hak ettiği adaletin yok sayılması, toplumun ne denli duyarsız olabileceğini gözler önüne seriyor.
Ortaya çıkan yer gösterme ve tatbikat görüntüleri, sadece vahşeti değil, aynı zamanda insan ruhundaki karanlığın ne kadar derin olabileceğini de gösteriyor. Katil zanlısının soğukkanlı anlatımı ve itirafı, vicdansızlığın yalnızca eylemle sınırlı kalmadığını, bazen sözlerde ve davranışlarda da kendini gösterebileceğini hatırlatıyor. İnsan boyunda toprak yığınları arasında saklanan Ayşen’in hayatı, bir anlık öfke veya bencillik uğruna yok edilebilmiş; toplumsa uzun süre sessiz kalmış.
Bu olay, hepimize bir uyarı niteliğinde: vicdanın sesi sustuğunda, adaletin sesi de çoğu zaman geç gelir. Ayşen Aycan’ın kaybı sadece bir cinayet değil, aynı zamanda toplumsal duyarsızlığın ve ihmalkârlığın da simgesi oldu. Onun sessiz çığlığı, bizleri sorumlu olmaya, çevremize sahip çıkmaya ve vicdanımızı dinlemeye çağırıyor.
Unutmayalım, vicdansızlık sadece suçluda değil; bazen görmezden gelen, duyarsız kalan bizlerde de yeşerir. Ayşen’in adı, adaletin geç de olsa yerini bulacağı bir toplum için bir hatırlatma olmalı.

YORUMLAR