Kurban Bayramı arifesinde Adana’daki bir mezarlıkta yaşanan olay, aslında yalnızca bir denetim haberi değil; toplum olarak üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir gerçeği yeniden gözler önüne serdi.
Mezarlık girişlerinde elinde Kur’an-ı Kerim taşıyan, dua okuyarak vatandaşlardan para alan bazı kişilerin “sahte hoca” olup olmadığını belirlemek için yapılan denetimlerde ilginç görüntüler ortaya çıktı. Görevli imamın okumasını istediği duaları ve Kur’an ayetlerini okuyamayan bazı kişiler mezarlıktan çıkarıldı.
Olayın kendisi kadar düşündürücü olan ise şu soru:
İnsanlar neden böyle bir yönteme başvuruyor?
Bayram arifeleri mezarlıkların en kalabalık olduğu günlerdir. İnsanlar kaybettikleri yakınlarını ziyaret eder, dualar eder, gözyaşı döker. Kimi annesini, kimi babasını, kimi eşini, kimi de evladını hatırlar. İşte tam da böyle duyguların en yoğun yaşandığı anlarda bazı kişilerin bu manevi atmosferi kazanç kapısına çevirmeye çalışması vicdanları yaralıyor.
Çünkü burada mesele sadece para değil.
Burada istismar edilen şey insanların acılarıdır.
Bir mezar taşının başında dua bekleyen bir insan, karşısındaki kişinin gerçekten dini bilgiye sahip olduğunu düşünerek ona güveniyor. Oysa bazı kişiler bu güveni kullanarak kolay yoldan kazanç elde etmeye çalışıyor. Bu durum yalnızca dini duyguların değil, aynı zamanda toplumsal güvenin de zarar görmesine neden oluyor.
Denetim sırasında yakalanan şahıslardan birinin “Ben işçiyim, hocanın sorduğunu bilemedim” sözleri aslında sorunun boyutunu ortaya koyuyor. Kimsenin imam ya da müezzin olmak zorunda olmadığı elbette açık. Ancak kendisini bu şekilde tanıtmadan insanların manevi duygularından faydalanmak başka bir mesele.
Belki de burada asıl alkışı hak edenler, bu denetimleri gerçekleştiren görevlilerdir. Çünkü toplumun manevi değerlerini korumak sadece camilerde değil, mezarlıklarda da önemlidir. İnsanların dua etmek için geldikleri bir yerde kandırılma korkusu yaşamaması gerekir.
Öte yandan bu olay bize başka bir gerçeği de hatırlatıyor. Din, bilgi ve samimiyet işidir. Gösterişle, kıyafetle ya da elde taşınan bir kitapla ölçülmez. Bir kişinin elinde Kur’an taşıması, onun o kitabın mesajını bildiği anlamına gelmez. Önemli olan taşıdığı kitabı anlamak, yaşamak ve insanlara dürüst davranabilmektir.
Bayramlar birlik, beraberlik ve paylaşma günleridir. Bu günlerde ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, büyüklerimizi ziyaret etmek ve kaybettiklerimizi dualarla anmak hepimizin ortak değeridir. Ancak bu değerlerin ticarete dönüştürülmesine de göz yummamak gerekir.
Adana’daki denetim belki birkaç sahte hocayı mezarlıktan çıkardı. Ama umarız ki hepimize daha önemli bir şeyi hatırlatmıştır:
İnsanları kandırmak kolay olabilir, fakat vicdanı kandırmak mümkün değildir. Bayramın gerçek ruhu da tam olarak burada gizlidir. Dua eden dudaklarda değil, samimi kalplerdedir.

YORUMLAR