Balıkesir Üniversitesi (BAÜN), arıcılık alanında hayata geçirdiği TÜBİTAK destekli proje ile dikkatleri üzerine çekti. Üniversitenin Çağış Kampüsü’nde yürütülen çalışmada, arı sağlığını tehdit eden en büyük sorunlardan Varroa paraziti ve mum güvesine karşı borat temelli nanosolüsyon geliştirildi. Bu çözüm sayesinde zararlılara karşı etkin bir koruma sağlanırken, balda hiçbir kalıntı bırakılmadığı da bilimsel testlerle kanıtlandı.

Rekor Seviyede Bal Elde Edildi
İzole ve temiz bir bölgede kurulan 50 arı kovanıyla başlatılan üretim, kampüs florasının zengin bitki çeşitliliği sayesinde rekor seviyede sonuç verdi. Devedikeni, hardal otu, ıhlamur, akasya, ayçiçeği ve karaçalı gibi bitkilerden nektar toplayan arılar, yaklaşık 800 kilogram doğal bal üretti. Bu sonuç, projenin verimliliğini gözler önüne serdi.

Kalite Analizlerinde Dünya Standartlarını Yakaladı
Türk Gıda Kodeksi’ne göre prolin değeri 300 mg/kg’ın üzerinde, sakkaroz oranı ise %5’in altında olan ballar “doğal bal” kategorisine giriyor. Yapılan analizlerde prolin değeri 500 mg/kg, sakkaroz oranı ise %2’nin altında ölçülerek balın üst segment kalitede olduğu ortaya çıktı. Yüksek prolin değeri ve polifloral yapısı sayesinde bu bal, uluslararası standartlara göre dünyanın en kaliteli balları arasında ilk %20’lik dilimde yer aldı.

“Hedefimiz Doğayı ve Arıyı Korumak”
Proje yürütücüsü Doç. Dr. Hakan Tavşanlı, çalışmanın temel amacının doğayı ve arı sağlığını korumak olduğunu vurguladı. Tavşanlı, “Arıcılığın en büyük tehditlerinden biri olan parazitlere karşı, doğada kalıntı bırakmayan ve bal kalitesini koruyan bir çözüm geliştirdik. Elde edilen veriler, hem sürdürülebilir hem de yüksek kaliteli üretimin mümkün olduğunu gösterdi” dedi.

Türkiye’de Sürdürülebilir Arıcılığa Öncülük
Balıkesir Üniversitesi’nin yürüttüğü bu proje, yalnızca akademik başarı değil, aynı zamanda Türkiye’de sürdürülebilir arıcılığın geleceği için de umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor. Çevre dostu nanosolüsyon sayesinde hem arılar korunuyor hem de dünya standartlarında bal üretimi mümkün hale geliyor.
Ömer Faruk KARATOSUN
