10 Ağustos’ta Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki deprem, yalnızca binaları değil, hayatlarımızı da derinden sarstı. AFAD verilerine göre o günden bu yana yüzlerce artçı sarsıntı yaşandı. İnsanların öncelikli derdi, can güvenliği ve barınma oldu. Ancak sahada gördüğümüz bir başka gerçek var ki, o da deprem sonrası temel ihtiyaç malzemelerinin fiyatlarında yaşanan ani artışlar.
Battaniyeden çadıra, konserve gıdadan hijyen ürünlerine kadar birçok ürünün fiyatı bir anda katlandı. Normal şartlarda 100 liraya alınan bir battaniye, depremden birkaç gün sonra 200-250 liraya satılmaya başlandı. Bu, sadece ekonomik bir dalgalanma değil; aynı zamanda toplumsal vicdanın sınavı.
Kriz Döneminde Talep Patlaması
Depremler gibi afetler, doğal olarak belirli ürünlere olan talebi artırır. İnsanlar sıcak kalmak, karnını doyurmak, suya erişmek için acele eder. Talebin artması, normalde fiyatları etkiler. Ancak burada mesele, piyasa kurallarıyla açıklanamayacak kadar hızlı ve yüksek artışların yaşanması. Bir esnafın “Deprem olunca herkes almak istedi, biz de fiyatı yükselttik” cümlesi, aslında bu sorunun özünü ortaya koyuyor.
Fırsatçılığın Ekonomik ve Ahlaki Boyutu
Balım, burada devreye giren şey “fırsatçılık” dediğimiz olgu. Normalde stokta olan ürünlerin fiyatını, sadece yüksek talep var diye artırmak, serbest piyasa ekonomisinin değil, fırsatçılığın göstergesi. Hele ki ortada hayat mücadelesi veren insanlar varken… Fiyat artışı sadece afetzedeyi değil, yardım ulaştırmaya çalışan gönüllüleri, sivil toplum kuruluşlarını da zorluyor. Çünkü bir koli gıda ya da battaniye almak artık iki kat maliyetli hale geliyor. Bu da yardımların sayısını ve ulaştığı kişileri doğrudan etkiliyor.
Devletin ve Belediyelerin Rolü
Bu noktada devletin denetim mekanizmaları devreye girmeli. Ticaret Bakanlığı’nın, deprem sonrası fiyat artışlarını tespit edip cezai işlem uygulaması, caydırıcı bir adım olabilir. Aynı şekilde belediyelerin de kriz anlarında “sosyal market” mantığıyla temel ihtiyaç ürünlerini maliyetine ya da ücretsiz olarak dağıtması, fırsatçılığın önüne geçer. Sındırgı depreminde de gördük ki, kriz anlarında hızlı organize olan yerel yönetimler, halkın yükünü hafifletiyor. Ancak yeterli koordinasyon olmadığında, fırsatçılar boşluğu dolduruyor.
Toplumsal Dayanışmanın Gücü
Balım, unutmamak lazım ki deprem yalnızca binaları değil, toplumun dayanışma duygusunu da test eder. Bazı esnaflar fiyat artırmak yerine indirim yaptı, stoklarını ücretsiz dağıttı. Bu tür örnekler, insanlık adına umudumuzu yeşerten kareler oldu. Gerçek dayanışma, kriz anında karşılıksız yardımla ortaya çıkar. Bu yüzden vatandaş olarak biz de bilinçli olmalı, fırsatçılık yapan işletmeleri teşhir etmeli, vicdanlı olanları ise desteklemeliyiz.

YORUMLAR