☰
✕
Gündem Haberleri

25 Eylül 2026 Cuma Hutbesi Yayımlandı! Diyanet’in Bu Haftaki Hutbe Konusu: Tebliğ Sorumluluğumuz

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 25 Eylül 2026 Cuma günü Türkiye genelindeki camilerde okunacak cuma hutbesi yayımlandı. Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan hutbenin konusu “Tebliğ Sorumluluğumuz” oldu. Hutbede İslam’ın güzelliklerini söz ve davranışlarla anlatmanın önemi vurgulanırken, özellikle sosyal medya paylaşımlarında doğruluk, mahremiyet ve sorumluluk konusunda dikkat çeken mesajlar verildi. Peki, 25 Eylül Cuma hutbesinde neler anlatılıyor?

Diyanet İşleri Başkanlığı, 25 Eylül 2026 tarihli cuma hutbesinde “Tebliğ Sorumluluğumuz” konusunu ele aldı.

Hutbede, Hz. Mus‘ab b. Umeyr’in Medine’de yürüttüğü tebliğ faaliyetlerinden örnek verilerek İslam’ın insanlara güzel ahlak, yumuşak söz ve güler yüzle anlatılması gerektiğine dikkat çekildi.

Her Müslümanın kendi imkânı ölçüsünde ailesine, çevresine ve diğer insanlara güzel davranışlarıyla örnek olması gerektiğinin belirtildiği hutbede; anne-babalardan öğretmenlere, esnaftan komşuluk ilişkilerine kadar günlük hayatın birçok alanının tebliğ sorumluluğunun bir parçası olduğu ifade edildi.

Sosyal medya konusunda dikkat çeken mesaj

Hutbenin öne çıkan bölümlerinden biri de teknoloji ve sosyal medya kullanımına ilişkin oldu.

Teknolojinin dünyanın farklı bölgelerindeki insanlarla iletişim kurmayı kolaylaştırdığı belirtilirken, sosyal medyada yapılan her paylaşımın sorumluluk taşıdığı vurgulandı.

Bir bilginin paylaşılmadan önce doğruluğunun araştırılması, insanlar hakkında yorum yapılırken mahremiyetin gözetilmesi ve düşünmeden yapılan paylaşımların başkalarında uzun süreli yaralar oluşturabileceğinin unutulmaması gerektiği ifade edildi.

Diyanet 25 Eylül 2026 Cuma hutbesi tam metni

TEBLİĞ SORUMLULUĞUMUZ

Muhterem Müslümanlar!

Medineliler Allah Resûlü (s.a.s)’den İslam dinini kendilerine öğretecek bir kişi istediler. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), bu ulvi görev için Mus‘ab b. Umeyr’i seçti. Hz. Mus‘ab; küçük büyük demeden herkese İslam’ı tebliğ etti, nice gönlün İslam’la buluşmasına vesile oldu.[1] Öyle ki, bir yıl içerisinde Medine’de Efendimiz (s.a.s)’den bahsedilmeyen hiçbir ev kalmadı.[2]

Aziz Müminler!

Genç Mus‘ab’ı kısa bir sürede bu denli başarılı kılan, Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in güzel ahlakını kendisine rehber edinmesiydi. Peygamberimiz (s.a.s); yumuşak sözlüydü, güler yüzlüydü. O; zorlaştıran değil kolaylaştıran, nefret ettiren değil müjdeleyen bir rahmet elçisiydi.

Kıymetli Müslümanlar!

Cenâb-ı Hak, “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et…”[3] ayetiyle işaret ettiği üzere İslam’a davet, toplumun bir kısmıyla sınırlı değildir. İslam’ın güzelliklerini anlatmak ve hayatımızda görünür kılmak, hepimiz için bir kulluk sorumluluğudur. Her Müslüman; gücü ve imkânı nispetinde söz ve davranışlarıyla ailesine, çevresine ve bütün insanlara en güzel şekilde örnek olmalı, hak ve hakikati onlara anlatmak için gayret göstermelidir. Nitekim çocuğunun iki cihan saadeti için koşuşturan her anne ve baba, öğrencilerinin hayatında olumlu izler bırakmak için gayret gösteren her öğretmen, müşterisine güven veren her esnaf, akrabalık bağlarını gözeten ve komşusuyla iyi geçinen her insan nebevî daveti kuşanmış demektir.

Değerli Müminler!

Tebliğin özünde bir gönle girmek vardır. Bu, bazen bir tebessümle, bazen de bir selam ile olur. Güler yüzle, tatlı dille yürekleri fethetmek isteyen herkes, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in Hz. Âli’ye buyurduğu, “Allah’a yemin olsun ki Rabbimizin senin vesilenle bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin için dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır”[4] sözünü, kendisine yapılmış bir öğüt olarak bilmelidir.

Kardeşlerim!

Teknolojinin gelişimi tebliğ metodumuza yeni yollar açmaktadır. Bu yollar; bizlere, hiç gitmediğimiz coğrafyalardaki insanlarla iletişim imkânı sunmaktadır. Bununla birlikte dikkat edeceğimiz hususlar da artmaktadır. Dolayısıyla sosyal mecralarda paylaşımda bulunan her bir kardeşimiz; Yüce Rabbimizin, “İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında yaptıklarını gözetleyen ve kaydeden hazır bir melek bulunmasın”[5] uyarısını dikkate almalıdır. Bir sözü paylaşmadan önce doğruluğuna, bir başkasının hayatına dair yorum yapmadan önce ise mahremiyetine özen göstermelidir. İlim meclislerinde dile getirilmesi gereken konuları sosyal medyada gelişigüzel ve ölçüsüzce tartışmamalıdır. Düşünülmeden söylenen bir sözün, önemsenmeden yapılan bir paylaşımın, sinelerde yıllarca taşınacak bir yaraya dönüşebileceğini unutmamalıdır.

Aziz Müslümanlar!

Bizi gören, İslam’ın güzellikleriyle tanışmak istesin. Sözümüzü dinleyen, Peygamberimiz (s.a.s)’in ahlakını kuşansın ve elimizi uzattığımız, kendini güvende hissetsin.

Hutbemizi Rahmet Elçisi Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz:

“Allah, bizden bir söz işitip, onu işittiği gibi başkasına ulaştıran kişinin yüzünü ak etsin.”[6]

Hutbede yer verilen kaynaklar

[1] İbn Sa’d, Tabakât, I, 219, 220.
[2] İbn Hişâm, Sîret, II, 278.
[3] Nahl, 16/125.
[4] Fedâilü’s-sahâbe, 34; Buhârî, Meğâzî, 39.
[5] Kâf, 50/18.
[6] Dârimî, Mukaddime, 24.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

HABER MERKEZİ